İçeriğe geç

Aziz Nesin ateist mi ?

Aziz Nesin Ateist Mi? Bir Gencin İçsel Yolculuğu

Bir Kış Akşamı Kayseri’de…

Kayseri’nin soğuk akşamlarına kar yağarken, odama girip pencerenin buğusunu silerken, aklımda bir soru yankı yapıyordu: “Aziz Nesin ateist mi?” Bu soruyu düşündükçe, yıllardır okuduğum kitaplar, hayalini kurduğum hayatlar, ve de kendi içsel çatışmalarım birbirine karışıyordu. 25 yaşında bir genç olarak, duygularımı hep kolayca dışa vururdum ama şimdi, sormak istediğim bu soru beni derinden etkiliyordu.

Her şey o sabah başlamıştı. Sabah erkenden gazetemi alıp, kafenin köşesinde kahvemi yudumlarken, Aziz Nesin’in hayatına dair yazılmış yeni bir yazı okudum. Bu yazı, onu ateist olarak tanımlıyordu. Bir yanda saygı duyduğum bir yazarın, bir insanın dünyaya bakış açısını bu şekilde tanımlamak, içimde bir yerlerde çatlaklar açtı. Belki de hepimizin kendisini tanıdığı Aziz Nesin’in, aslında, düşündüğümüz gibi bir insan olmaması gerekliliği de bu kırıklığı başlatan şeydi.

Hayal Kırıklığı ve Bir Yazarın Gerçek Yüzü

Birinin düşüncelerine tamamen körü körüne bağlanmak, sana neredeyse ruhsal bir tatmin sağlar. Ama bir şeyleri öğrenmeye başladığında, gerçek seni bekleyen o karmaşa ile karşılaşırsın. Tıpkı Aziz Nesin’in ateist olup olmadığı meselesi gibi. Birçok insanın onunla ilgili görüşü şu şekildeydi: “Nesin, bu dünyayı reddetmiş, tüm inançları sorgulamış, Tanrı’yı ve dinin verdiği huzuru değil, insan haklarını savunmuş bir adam.” Ama bir yazarın, bir sanatçının ya da bir düşünürün, topluma verdiği mesajları anlamak bazen zor olabilir. İşte tam da bu noktada, Nesin’in hayatına bakarak içsel bir yolculuğa çıkmaya karar verdim.

İçimde oluşan o boşluk, soruyu daha da derinleştiriyordu. Ne kadar bu dünyada bir arayış içindeydim, o kadar da bu arayışın beni ne kadar yalnızlaştırabileceğini hissediyordum. Belki de bir gün, zamanın bir noktasında gerçekleri öğrendiğimde, bu yalnızlık, anlayışla yer değiştirecekti. Ama ne yazık ki, Aziz Nesin’in yaşadığı gibi o yolculuğun bana ne göstereceğini henüz bilmiyordum.

İnsanın İçsel Çelişkileriyle Yüzleşmek

Bir akşam, yalnız başıma yürüyüşe çıktım. Kayseri’nin dar sokaklarında yürürken, karın toprağa düşüşünü izlemek, sanki bir şeylerin altındaki duygusal yoğunluğu anlamam için bir fırsat gibiydi. İçimde bir rahatsızlık vardı; anlam veremediğim bir şey. Yavaşça yürüyerek kafamı kaldırdım ve bir an gözümde canlanan düşünceye kayıtsız kalamadım: “Aziz Nesin ateist miydi?” Ve bir yazarın bu soruyu düşündüğümde, hissettiklerim farklı bir boyuta taşındı. O kadar şaşkındım ki! Bu sorunun cevabını öğrenmek, bana daha çok şey katacak mıydı, yoksa bir boşluğa mı itecekti?

Gerçekten, Aziz Nesin’in ateist olup olmadığının hayatıma bir etkisi olmalı mıydı? Bu kadar takılmaya değecek bir mesele miydi? Nesin’in yazılarını okurken, onun her zaman bir soruyu sormayı ve bunu yaparken de toplumun dayattığı kalıpların dışına çıkmayı seven bir insan olduğunu düşünmüştüm. Ama şimdi, ateist mi, inançsız mı, neyi savunduğu sorusu çok daha derin bir anlam kazanmıştı. Belki de bir insanın bir inancı sorgulaması, o insanın aslında en derin yerinden hayata bakış açısını yansıtıyordu. Belki de Aziz Nesin’in tam olarak ateist olup olmadığı, bu sorunun asıl cevabı değildi. Onun dünyayı, insanları ve hakları sorgulaması, bu sorunun çok daha ötesinde bir şeydi.

Bir Düşünürün Kendisini İfade Etme Biçimi

Sokakta yürürken birden kafamda beliren başka bir düşünce, içimi daha da karıştırdı: “İnanç, kişisel bir şeydir. Bir insanın kimliğini oluşturur, onun dünyasına yön verir. Aziz Nesin, hayatı boyunca kendi inançlarını hep sorgulamış, sorgulama cesareti göstermiş bir adam. Peki, ben niye bunun peşinden koşuyorum?”

İçimdeki kaygı, derin bir boşlukta yankılanan bir çığlık gibiydi. Aziz Nesin’in kimliğiyle, topluma dair düşünceleriyle şekillenen bu sorunun cevabını bulamayacak olmak, bana bir tür içsel huzursuzluk veriyordu. Ya da belki de bu huzursuzluk, onun yaşadığı yolda biraz daha ilerlemeye başladığımın bir işaretiydi. Belki de sorunun cevabı, sadece o insanın hayatını ve düşünce tarzını anlamakla alakalıydı. O zaman, ateist olup olmadığını öğrenmek de bir anlam taşımazdı.

Bilinçaltımın Sıkıştırdığı Soru

Kayseri’nin soğuk sokaklarında, kar yağarken bir süre daha yürüdüm. Gözlerim buğulu, içimde kaybolan sorularla, kendimi bir çıkmazda hissettim. Sonunda, sorunun cevabının benim için ne kadar önemli olduğunu sorgulamaya başladım. Aziz Nesin, sadece bir yazar değildi. O, aynı zamanda bir insanın gerçeklikten kaçmadan, her şeye rağmen dürüst bir şekilde yaşama çabasını yansıtan bir figürdü.

Sonunda eve dönüp, günlüğüme yazmaya başladım. Duygularımın, hayatıma dair ne kadar keskin hatlar çizebileceğini ve bir yazarın, bir düşünürün düşüncelerinin ne kadar derin etkiler bırakabileceğini fark ettim. İçimi rahatlatan bir huzurla yazdım. O soruyu, bir anlamda kabul ettim: “Aziz Nesin ateist mi?” Bu sorunun cevabı çok da önemli değildi. Önemli olan, onun dünyayı sorgulama biçimi, toplumun dayatmalarına karşı duran cesareti ve insan haklarına verdiği değeri anlıyor olmamdı.

Bazen, insanların kimliklerine dair sorulara verdiğimiz yanıtlar, bizi değil, onları daha derinden anlamamıza yol açar.

Sonuçta…

Bu yazı boyunca içimdeki karmaşayı yansıtmaya çalıştım. Belki de Aziz Nesin’in inançları beni hiç ilgilendirmiyordu; önemli olan, onun insanları sorgulamaya ve doğruyu bulmaya olan çabasıydı. Kendi içimde bir yolculuk yaparken, bu sorunun bana kattığı şey, az önce fark ettiğimden çok daha fazlaydı. Her şeyin başlangıcıydı, belki de hayatımda bir dönüm noktasıydı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir